Risale-i Nur, müşterileri aramaz;
müşteriler onu aramalı
Bismillahirrahmanirrahim
Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız.


Arama Türü


Arama Biçimi


Aranacak Kitaplar

Risale-i Nur Programlarını Sitemizin Download bölümünde bulabilirsiniz.


Takdir-i Hüdâ kuvve-i bâzû ile dönmez,
Bir şem'a ki Mevlâ yaka, üflemekle sönmez!

Risale-i Nur'dan Bir Vecize

küremiz hayvana benziyor, asar-ı hayat gösteriyor. acaba yumurta kadar küçülse, bir nevi hayvan olmayacak mıdır? veya bir mikrop küremiz kadar büyüse, ona benzemeyecek midir? hayatı varsa, ruhu da vardır. alem, insan kadar küçülse, yıldızları zerrat ve cevahir-i ferdiye hükmüne geçse; o da bir hayvan-ı zişuur olmayacak mıdır? allah'ın böyle çok hayvanları var.


Risale-i Nur'dan Bir Esma-i İlahi : CELÎL-İ CEMÎL

Tam güzellik ve büyüklük sahibi Allah.


Şayan-ı Dikkat

Eğer Namaz kılmazsan, senin o günkü alemin zulümatlı ve perişan bir halde gider. Namaz kılanın diğer mübah dünyevi amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır.


Risale-i Nur'dan Kısa Kısa
Rızk-ı Hakiki ve Rızk-ı Mecazi

Evet, iktisat etmeyen, zillete ve mânen dilenciliğe ve sefalete düşmeye namzettir. Bu zamanda isrâfâta medar olacak para çok pahalıdır. Mukabilinde Bazen haysiyet, namus rüşvet alınıyor. Bazen mukaddesât-ı diniye mukabil alınıyor, sonra menhus bir para veriliyor. Demek, mânevî yüz lira zararla maddî yüz paralık bir mal alınır.

Eğer iktisat edip hâcât-ı zaruriyeye iktisar ve ihtisar ve hasretse "İnnAllahe HUverRezzaku ZulKuvvetil Metin" sırrıyla, "Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha" sarahatiyle, ummadığı tarzda, yaşayacak kadar rızkını bulacak. Çünkü şu âyet taahhüt ediyor.

Evet, rızık ikidir: Biri hakikî rızıktır ki, onunla yaşayacak. Bu âyetin hükmü ile, o rızık taahhüd-ü Rabbânî altındadır. Beşerin sû-i ihtiyarı karışmazsa, o zarurî rızkı herhalde bulabilir. Ne dinini, ne namusunu, ne izzetini feda etmeye mecbur olmaz.

İkincisi, rızk-ı mecazîdir ki, sû-i istimâlâtla hâcât-ı gayr-ı zaruriye hâcât-ı zaruriye hükmüne geçip, görenek belâsıyla tiryaki olup, terk edemiyor. İşte bu rızık taahhüd-ü Rabbânî altında olmadığı için, bu rızkı tahsil etmek, hususan bu zamanda çok pahalıdır. Başka izzetini feda edip zilleti kabul etmek, Bazen alçak insanların ayaklarını öpmek kadar mânen bir dilencilik vaziyetine düşmek, Bazen hayat-ı ebediyesinin nuru olan mukaddesât-ı diniyesini feda etmek suretiyle o bereketsiz, menhus malı alır.

Hem bu fakr u zaruret zamanında, aç ve muhtaç olanların elemlerinden ehl-i vicdana rikkat-i cinsiye vasıtasıyla gelen teellüm, o gayr-ı meşru bir surette kazandığı parayla aldığı lezzeti, vicdanı varsa acılaştırıyor. Böyle acip bir zamanda, şüpheli mallarda, zaruret derecesinde iktifa etmek lâzımdır. Çünkü "İnne'd-darûrete tükadderu bikadrihâ" sırrıyla, haram maldan, mecburiyetle zaruret derecesini alabilir, fazlasını alamaz. Evet, muztar adam, murdar etten tok oluncaya kadar yiyemez. Belki ölmeyecek kadar yiyebilir. Hem, yüz aç adamın huzurunda kemâl-i lezzetle fazla yenilmez.

Lemalar | On Dokuzuncu Lem'a | 147



Overflow


Kitap :
Sayfa :





Şu an aktif olan241 kişi
Toplam Ziyaretler59.223.692 kişi
www.risaleara.com - çalışmalarımız devam ediyor.
www.risaleara.com web sitesi A Bilgisayar sunucularından yayınlanmaktadır.
Sayfa 1,1157 saniyede üretildi. Tablo erişim: 4