Risale-i Nur, müşterileri aramaz;
müşteriler onu aramalı
Bismillahirrahmanirrahim
Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız.


Arama Türü


Arama Biçimi


Aranacak Kitaplar

Risale-i Nur Programlarını Sitemizin Download bölümünde bulabilirsiniz.


Sözler | Yirminci Söz | 240

<Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa>
Sadece Bu Risale İçinde Ara :

Hem, o Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân, cezâlet ve belâgat-ı Kur'âniyeyi mükerreren ileri sürdüğünden, remzen anlattırıyor ki: "Ulûm ve fünûnun en parlağı olan belâgat ve cezâlet, bütün envâıyla âhir zamanda en mergub bir sûret alacaktır. Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icrâ ettirmek için, en keskin silâhını; cezâlet-i beyândan ve en mukâvemetsûz kuvvetini, belâgat-ı edâdan alacaktır."

Elhâsıl, Kur'ân'ın ekser âyetleri, her biri birer hazîne-i kemâlâtın anahtarı ve birer defîne-i ilmin miftâhıdır. Eğer istersen Kur'ân'ın semâvâtına ve âyâtının nücumlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Sözleri, yirmi basamaklı Haşiye 1 bir merdiven yaparak çık. Onunla gör ki, Kur'ân ne kadar parlak bir güneştir. Hakâik-ı İlâhiyeye ve hakâik-ı mümkinât üstüne nasıl sâfî bir nur serpiyor ve parlak bir ziyâ neşrediyor, bak.

Netice: Mâdem enbiyâya dâir olan âyetler, şimdiki terakkiyât-ı beşeriyenin hârikalarına birer nevi işaretle beraber, daha ilerideki hududunu çiziyor gibi bir tarz-ı ifadesi var; ve mâdem her bir âyetin müteaddit mânâlara delâleti muhakkaktır, belki müttefeku'n-aleyhtir; ve mâdem enbiyâya ittibâ etmek ve iktidâ etmeye dâir evâmir-i mutlaka var; öyle ise, şu geçmiş âyetlerin maânî-i sarîhalarına delâletle beraber, "San'at ve fünûn-u beşeriyenin mühimlerine işarî bir tarzda delâlet, hem teşvik ediliyor" denilebilir.

İki mühim suâle karşı iki mühim cevap

BİRİNCİSİ: Eğer desen: "Mâdem Kur'ân, beşer için nâzil olmuştur. Neden beşerin nazarında en mühim olan medeniyet hârikalarını tasrih etmiyor? Yalnız gizli bir remz ile, hafî bir îmâ ile, hafif bir işaretle, zayıf bir ihtar ile iktifâ ediyor?"

Elcevap: Çünkü, medeniyet-i beşeriye hârikalarının hakları bahs-i Kur'ânîde o kadar olabilir. Zîrâ, Kur'ân'ın vazife-i asliyesi daire-i Rubûbiyetin kemâlât ve şuûnâtını ve daire-i ubûdiyetin vezâif ve ahvâlini tâlim etmektir. Öyle ise, şu havârik-ı beşeriyenin o iki dairede hakları yalnız bir zayıf remz, bir hafif işaret ancak düşer. Çünkü, onlar daire-i Rubûbiyetten haklarını isteseler, o vakit pek az hak alabilirler.

Meselâ, tayyâre-i beşer Haşiye 2 Kur'ân'a dese: "Bana bir hakk-ı kelâm ver, âyâtında bir mevkî ver." Elbette o daire-i Rubûbiyetin tayyâreleri olan seyyârât, arz, kamer, Kur'ân nâmına diyecekler: "Burada cirmin kadar bir mevkî alabilirsin."

Eğer beşerin tahte'l-bahirleri, âyât-ı Kur'âniyeden mevkî isteseler, o dairenin tahte'l-bahirleri, yani, bahr-i muhît-i havaîde ve esir denizinde yüzen zemin ve yıldızlar ona diyecekler: "Yanımızda senin yerin görünmeyecek derecede azdır."

Eğer elektriğin, parlak, yıldız-misâl lâmbaları, hakk-ı kelâm isteyerek, âyetlere girmek isteseler, o dairenin elektrik lâmbaları olan şimşekler, şahaplar ve gökyüzünü zînetlendiren yıldızlar ve misbahlar diyecekler: "Işığın nisbetinde bahis ve beyâna girebilirsin."



Haşiye 1: Belki otuz üç adet Sözleri, otuz üç adet Mektupları, otuz bir Lem'aları, on üç Şuâları, yüz yirmi basamaklı bir merdivendir.

Haşiye 2: Şu ciddî meseleyi yazarken, ihtiyârsız olarak, kalemim üslûbunu şu latîf latîfeye çevirdi. Ben de kalemimi serbest bıraktım. Ümit ederim ki, üslûbun latîfeliği, meselenin ciddiyetine halel vermesin.

<Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa>

Risale Sayfaları
En Başa Git Bir Öncekine Git Bir Sonrakine Git En Sona Git
Diğer Risaleler
On Dokuzuncu Söz
Yirminci Söz
Yirmi Birinci Söz


Kitap :
Sayfa :





Şu an aktif olan67 kişi
Toplam Ziyaretler13.415.868 kişi
www.risaleara.com - çalışmalarımız devam ediyor.
www.risaleara.com web sitesi A Bilgisayar sunucularından yayınlanmaktadır.
Sayfa 0,0001 saniyede üretildi. Tablo erişim: 5