Risale-i Nur, müşterileri aramaz;
müşteriler onu aramalı
Bismillahirrahmanirrahim
Bismillah her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız.


Arama Türü


Arama Biçimi


Aranacak Kitaplar

Risale-i Nur Programlarını Sitemizin Download bölümünde bulabilirsiniz.


Mesnevi-i Nuriye | Onuncu Risale | 192

<Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa>
Sadece Bu Risale İçinde Ara :

İkinci veçhi ise, in'am edene bakar ki, keremini izhar, derece-i rahmetini ilan, in'amını ifşa, esmasına şehadet eder. Binaenaleyh, tevazu, ancak birinci vecihte tevazu olabilir. Ve illa küfranı tazammun etmiş olur. Tahdis-i nimet dahi, ikinci vecihle manevi bir şükür olmakla memduh olur. Yoksa, kibir ve gururu tazammun ettiğinden mezmumdur. Tevazu ile tahdis-i nimet, şöylece bir içtimaları var:

Bir adam hediye olarak bir palto birisine veriyor. Paltoyu giyen adama, başka bir adam "Ne kadar güzel oldun" dediğine karşı, "Güzellik paltonundur" dediği zaman, tevazuyla tahdis-i nimeti cem etmiş olur.

İ'lem eyyühe'l-aziz! Ücret alındığı zaman veya mükafat tevzi edildiği vakit, rekabet, kıskançlık mikrobu oynamaya başlar. Fakat iş zamanında, hizmet vaktinde o mikrobun haberi olmuyor. Hatta tembel olan adam çalışkanı sever. Zayıf olan, kaviyi takdir ve tahsin eder. Fakat çalışmasını ister ki, iş hafif olsun, zahmetten kurtulsun.

Dünya da umur-u diniyeye ve a'mal-i ahirete iş ve hizmet için kurulmuş bir fabrika olduğu cihetle ve o fabrika içerisinde işlenen ve yapılan ibadetlerin semeresi öteki alemde göründüğüne nazaran, ibadetlerde rekabet edilmemelidir. Olduğu takdirde ihlası kaybolur. Ve o rekabeti yapan, halkın takdir ve tahsinleri gibi dünyevi bir mükafatı düşünür. Zavallı düşünmüyor ki, o düşünceyle amelini adem-i ihlasla iptal eder. Çünkü, sevap itasında ve ücret aldığında, nası Rabb-i Nasa şerik yapar ve halkın nefretlerine hedef olur.

İ'lem eyyühe'l-aziz! Keramet ile istidraç manen birbirine mübayindir. Zira keramet, mucize gibi, Allah'ın fiilidir. Ve o keramet sahibi de kerametin Allah'tan olduğunu bilir ve Allah'ın kendisine hami ve rakib olduğunu da bilir. Tevekkül ve yakini de fazlalaşır. Lakin, bazan Allah'ın izniyle kerametlerine şuuru olur, bazan olmaz. Evla ve eslemi de bu kısımdır.

İstidraç ise, gaflet içinde iken eşya-yı gaybiyenin inkişafından ve garip fiilleri izhar etmekten ibarettir. Fakat, bu istidraç sahibi, nefsine istinad ve iktidarına isnad etmekle enaniyeti, gururu öyle fazlalaşır ki, okumaya başlar. Lakin o inkişaf, tasfiye-i nefis ve tenevvür-ü kalb neticesi olduğu takdirde, ehl-i istidraç ile ehl-i keramet arasında tabaka-i ülada fark yoktur. Tam manasıyla fenaya mazhar olanlar ise, onlara da Allah'ın izniyle eşya-yı gaybiye inkişaf eder. Ve onlar da, o eşyayı fena fillah olan havaslarıyla görürler. Bunun istidraçtan farkı pek zahirdir. Zira, zahire çıkan batınlarının nuraniyeti, mürailerin zulümatıyla iltibas olmaz.

• • •



"Bu servet, bilgim sayesinde bana verilmiştir." (Kasas Sûresi: 28:78)

<Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa>

Risale Sayfaları
En Başa Git Bir Öncekine Git Bir Sonrakine Git En Sona Git
Diğer Risaleler
Şemme
Onuncu Risale
On Dördüncü Reşha


Kitap :
Sayfa :





Şu an aktif olan47 kişi
Toplam Ziyaretler59.553.906 kişi
www.risaleara.com - çalışmalarımız devam ediyor.
www.risaleara.com web sitesi A Bilgisayar sunucularından yayınlanmaktadır.
Sayfa 0,0001 saniyede üretildi. Tablo erişim: 5