| mektubat | on yedinci mektup | 80 |
madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de biz de oraya gideceğiz. |
|
| mektubat | on altıncı mektup | 73 |
dünyevi dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır. |
|
| mektubat | on altıncı mektup | 65 |
ben ihtiyar oluyorum; bundan sonra kaç sene yaşayacağımı bilmiyorum. öyleyse bana en mühim iş, hayat-ı ebediyeye çalışmak lazım geliyor. |
|
| lem'alar | on birinci lem'a | 57 |
de ki: cenab-ı hak bana kafidir. madem o var, herşey var. |
|
| emirdağ lahikası | bu sıkıntılı zamanda... | 177 |
büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. |
|
| mesnevi-i nuriye | katre | 69 |
yahu, bu sineğe bak. gayet küçücük zarif elleriyle kanatlarını, gözlerini siler süpürür. her işini görür. sen de laakal onun kadar vücuduna hizmet etmelisin |
|
| emirdağ lahikası | bu sıkıntılı zamanda... | 177 |
inkar etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır. |
|
| lem'alar | otuzuncu lem'a | 298 |
bu kainat ve küre-i arz, daim işler ve büyük bir fabrika ve her vakit dolar boşalır bir han, bir misafirhanedir. |
|
| mektubat | yirmi üçüncü mektup | 272 |
en hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır. |
|
| mektubat | yirmi üçüncü mektup | 273 |
ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve ahiretine ciddi çalışır. |
|